1 İnsan zihni
düşünce süreçlerinin ilk olarak kişi tarafından tamamlandığı şeydir; o yalnızca düşünme
melekesinden ibarettir ve içsel ilkedir.
2 Doğa yasaları,
kendisiyle ilişkilendirildiği kadarıyla şuna izin vermiş görünür: zihin ya bir töz ya da maddi tözün
bir kipidir veya [bu konuda] büyüme ve düşüncenin belirli tözlere özgü nitelikler olduğunu ileri süren başka
bazı filozofları izlersek, özneler hakkında, o zaman bu sıfatlar farklı oldukları için birebir
karşılaştırılamazlar. Her ne kadar bir nitelik diğerinin kavramı içinde kapsanmıyorsa
da, zihnin aynı konuda büyüme ile bir arada var olan bir sıfat olmamasını gerektiren bir neden yoktur.
Düşünebildiğimiz bir şey, var olabilir [de]. Ancak zihin, adı geçen şeylerin her birinin olabilmesi
için düşünebilir, zira onların hiçbiri bir çelişki içermez. Öyleyse zihin, bu şeylerin herhangi biri olabilir.
3 O halde, insan
zihnini açıkça ve dolaysızca kavrayabileceğimizi öne süren filozoflar, yanılgı içindedirler. Sanki
zihin kesinlikle ve gerçekten bedenden ayrıdır.
4 Zihnin hakikaten
bedenden ayrı olan bir töz yani bir özden başka bir şey olmadığı, gerçekten bedenden ayrılabilir
olup müstakil ve bağımsız olarak var olma yeteneğine sahip olduğu Kutsal Kitab’ın pek
çok yerinde bize gösterilir. Ve böylelikle bir şey göz önüne alınırsa, doğa araştırması
şüpheli şeyleri terk eder, ki Kutsal Kitap’taki ilahi vahiy sayesinde zaten [önceden] bizim için şüphe
içeren bütün şeylerin ötesine konulmuştur.
5 Beden hakkında
şüpheye sahip olduğumuza dair [yapılan] herhangi bir itiraz geçerli değildir, çünkü [bu], zihin hakkında
bilgisizlikten ileri gelir. Zira bu, yalnızca, beden hakkında şüphe ettiğimiz sürece zihnin, bedenin bir
formu olduğunu söyleyemeyeceğimizi kanıtlar.
6 İnsan zihni
her ne kadar bedenden gerçekten ayrı bir töz olsa da, yine de bedende olduğu sürece, aktiviteleri tamamen organiktir.
Öyleyse, bedenin farklı eğilimleri, buna karşın zihnin süreçlerinin farklı eğilimleri vardır.
7 Zihin, bedenden
ve bedenin eğilimlerinden farklı bir doğaya sahiptir ve bu eğilimlerden ortaya çıkmış olamaz.
Bu yüzden o, ahlaksız olmama durumudur.
8 Onun kavramında
ne parçalar ne de uzama olmadığı gibi, bütün içerisinde de bir bütün olarak var olur ve her bir kişisel
parçasında bir bütün olarak sunulsa da, bu hoş bir tahmindir.
9 Zihin, hayali
ve gerçek şeyler tarafından etkilenmiş olabilir, bu nedenle maddi şeyleri gerçekten kavramış
olsa bile, doğa araştırması, şüpheli olmamıza izin verir. Ancak yine de Kutsal Kitap’ta
ilahi vahiyle bu şüphe giderilmiştir. Bu sayede Tanrının göğü, yeri ve içinde bulunan her şeyi
yarattığı ve halen de onları koruduğu, bütün şüphelerin uzağındadır.
10 Beden ve ruhun
birlikte sürdürdükleri ilişki, doğanın değişmezlik yasasıdır, bu sayede her kişisel
şey, başke bir şey tarafından bu konumu değiştirilmedikçe bulunduğu konumda sabit kalır.
11 Zihin, bir tözdür
ve yaratma anında ilk olarak vücuda gelendir. En doğru görüşün, yaratma sırasında, rasyonel ruhun
Tanrı tarafından doğrudan bir yaratmayla vücuda getirildiği görüşünde olan kimselerin görüşü
olduğu görülüyor.
12 Zihnin doğuştan
idelere, kavramlar veya aksiyomlara gereksinimi yoktur, aksine süreçlerinin tamamlanması için düşünme yetisi kendi
kendine yeter.
13 Öyleyse tüm
ortak kavramlar, zihne kazınmış olarak, kaynağını nesnelerin düşüncesine veya geleneğe
borçludur.
14 Yetkin Tanrı
fikrinin zihne konulmuş olması, ilahi vahyin sonucu olarak, ya gelenekten ya da düşüncedendir.
15 Bizim Tanrı
kavramımız, yahut zihnimizde bulunan Tanrı fikri, Tanrının varlığını kanıtlamaya
yeterli güçlü bir argüman değildir; hiçbir nesne, içimizde düşünülen kavramlar sayesinde var olmaz; ve tarafımızdan
kavranmış olan bu fikir, başka herhangi bir nesne kavramından daha yetkinsiz değildir, aslında
bizim düşünce yetilerimizi aşar.
16 Zihnin düşüncesi
iki türlüdür: Zeka ve irade.
17 Zeka, algı
ve yargıdır.
18 Algı ise
duyu, hafıza ve hayaldir.
19 Tüm duygulanımlar
birtakım cismani hareketlerin algısıdır, kasıtlı hayallere gereksinim duymayan ve etkilenen
olarak, duygu kanallarının haricinde değil, aksine yalnızca beyindedir.
20 İrade,
özgürdür ve öz-bilincimizin bize işaret etmesi gibi, kaygısızca doğadaki karşıtlıklara
meyleder.
21 İrade,
öz-belirlenimdir; sadece hayalden daha kör değil, aynı zamanda sağır olarak adlandırılmaktadır.
Boş
inançlı ve ikiyüzlülerden başka hiç kimse dindarlık için kolayca büyük bir saygınlık elde edemez.